<%@LANGUAGE="JAVASCRIPT" CODEPAGE="1254"%> Pozitif Psikoloji
   
 
   

GRUP

 

Psikosibernetik Gelişim   
Enerji Psikoterapisi
   
Stresle Başetme ve İnteraktif Stres
    Yönetimi   
Sibernetik Yönetim
   
Lider Ebeveyn Tutumları
   
Sınırlar, Tutumlar ve Çocuklar   

 

 

Merkezimizde uzman olan ve olmayan kişilere yönelik eğitimler düzenlenmektedir. İlgilenilen konularda merkezimiz aranarak bu eğitimlere kayıt yaptırılabilmektedir.

PSİKOSİBERNETİK GELİŞİM

PSİKOSİBERNETİK NEDİR?

SİBERNETİK 2. dünya savaşı sırasında ilerleyen teknolojinin yarattığı geri bildirimli (feed-back) sistemlerin keşfedilmesi ve bu sayede güdümlü silahlar, füzeler ve şimdiki bilgisayarların atası olan "elektronik beyinler"in ortaya çıkmasıyla bu sistemlerin nasıl çalıştığını açıklamak üzere oluşturulmuş bir bilim dalıdır. (1944 Dr. Norbert Weiner, Dr. John Von Newmann) 1960'lı yıllarda ise Psikosibernetik kavramı bir plastik cerrah olan Dr. Maxwell Maltz tarafından yaratılmiştır.

Psikosibernetik makinelerden doğmuştur, ancak davranışçılık gibi insanın bir makine olduğunu değil, insanın bir makine kullandığını söyler. Üstelik makinenin nasıl bir işlev gördüğünü ve nasıl kullanılabileceğini de anlatır. Psikosibernetik, insanın layık olduğu eşsiz ve yaratıcı bir varlık olarak saygınlığını geri kazandırmıştır.

Sibernetik, bir bilim olarak canlı ve cansız sistemlerin nasıl çalıştığını açıklar. (Norbert Weiner, 1944)

Her sibernetik sistem canlı ya da cansız olsun kendi kendini kontrol ederek ;

  • Haberleşme
  • Kontrol
  • Denge ve Ayar gerçekleştirir ve bu sistemi geri bildirimlerle destekleyerek çalışır. Her sibernetik sistem;
  • Rasyonel bir gerçeğe göre değil, algılanan ya da programlanan gerçeklik boyutuna göre;
    a. Hedef odaklı( Bu odağın pozitif ya da negatif olmasını gözardı ederek)
    b. Hizmet amaçlı( Servo-sistem, kendi kendini kontrol eden biçimde, kullanıcının amacına hizmet eden)
    c. Ve gerçek -MİŞ gibi algıladığı bu hedefi BAŞARMAYA odaklı çalışır.

Sibernetik, bir bilim olarak insanın makine olduğunu iddia etmez ;ama, makine gibi çalışan hizmet amaçlı (servo-sistem) kendi kendini kontrol eden bir işleyişe ve bir BAŞARI MEKANİZMASINA sahip olduğunu söyler.

BENLİK DEĞERİ
YAŞAM KALİTENİZİN ANAHTARI

Benlik değeri, nasıl bir insan olduğumuza ilişkin benlik algımızdır. "Ben nasıl bir insanım." sorusunun yanıtıdır. Kendimiz hakkkındaki kendi inançlarımızdan oluşur. Bu inançlar geçmişteki özellikle çocukluğumuzdaki başarılarımız, başarısızlıklarımız ve diğer insanların bize davranış şekillerinden oluşur. Bütün bunlardan kim olduğumuzun bir resmini oluştururuz. Bu resim bir kez oluştu mu, buradaki düşünceler ve inanışların geçerliliği sorgulanmaz , bunlar gerçekmiş ve değiştirilemezmiş gibi davranırız.

Daha iyi bir yaşam oluşturmak için benlik değerinin bu kadar önemli olmasının 2 önemli nedeni vardır:
1. Bütün eylemlerimiz, duygularımız, davranışlarımız (hatta yeteneklerimiz) bu benlik imgesiyle uyum içindedir. Kendinizi nasıl bir insan olarak görürseniz (başarılı-başarısız), "öyleymiş gibi" davranırsınız. Bu davranışlarınızın sonunda da benlik imgesini doğrulayan kanıtlar bulmakta hiç zorlanmazsınız. Bu kanıtlar, sizi bu benlik imgesine hapseder.
2. Benlik değeri değiştirilebilir. Yeni bir yaşama başlamak için hangi yaşta olduğunuz önemli değildir. Davranışları ve kişiliği değiştirmek için, çabaların benliğin merkezine, yani benlik imgesine yönlendirilmiş olması gereklidir. İrade ile davranışları değiştirmeye zorlamak çoğunlukla kalıcı bir sonuç vermez. Pozitif düşünce eski benlik imgesini değiştirmekte zaman zaman yetersiz kalır.

İÇİMİZDEKİ BAŞARI MEKANİZMASI

1. Her canlının kendi içinde bir rehber sistemi vardır. Bu sistem belli bir amaca yönelerek rehberlik eder. Hayvanlarda amaç "yaşamak"tır. Hayatta kalmak ve yavrulamak hayvanlardaki iç rehberlik sisteminin temel amacıdır ve bu amaç hayvanların kendileri tarafından değiştirilemez. İnsanlarda ise, hayvanlardaki bu amaçtan başka duygusal ve ruhsal doyumların da elde edilmesi amaçlar arasındadır. İnsanlar amaçlarını değiştirebilirler, çünkü insanlarda yaratıcı imgeleme vardır. Ancak bu hedef, "şimdi-burada" ile gerçek ve potansiyel olarak ilişkili olmalıdır.

Hizmet mekanizmalarının iki tipi vardır:

a. Hedefin bilindiği durumlar (Masadan kitabı almak): Bu durumda hedefi belirlemek yeterlidir, gerisini metabolizma otomatik olarak yapar. Bunu yaparken de depolanmış bilgiden (geçmiş başarılardan) yararlanır. Bu depolanmış bilgi kişisel olmayabilir. Emerson'ın ifade ettiği gibi, - Her bireyin ortak olduğu bir zihinden kaynaklanıyor - olabilir.
b. Hedefin bilinmediği, onu ortaya çıkarmak veya yerine koymak zorunda olduğu durumlar: (Karanlıkta ışık aramak, sözcük hatırlamaya çalışmak)

2. İçimizdeki otomatik mekanizma sonuçlarla ilgilenir, nasıl olacağı, ne gibi süreçlerden geçeceği kendiliğinden halledilir.( Siz başarılı olmayı isteyin, sibernetik sistem onu nasıl yapacağını bilir.)
3. Hata yapmaktan korkmayın. Başarısızlık yalnızca olumsuz geri bildirimdir. Olumsuz geri bildirim de, başarıya giden yolun doğal bir parçasıdır.
4. Elde edilen başarının devamı için başarısızlıklar unutulur, başarı hatırlanır.( Yürümeyi öğrenirken kaç kez düştüğünüzü hatırlıyor musunuz?)
5. Bu mekanizmayı siz çalıştırmayın, çalışmasına izin verin. Ona güvenin, bu mekanizma bilinçdışı çalışır. Bir kanıt beklemeden bir yanıt gelmiş gibi eyleme geçin. Eylemlerinize bir talep yarattığınızda bu mekanizma çalışır.

PSİKOSİBERNETİK GELİŞİM PROGRAMI

Öğrenip yaşamınıza katmak istediğiniz bilgiler aşağıdaki soruların yanıtları arasında olabilir mi?

  • Kişilik gelişir mi değişir mi?
  • Kendimi ve ilişkilerimi geliştirmek için neler bilmem gerekiyor?
  • Başka insanların beni anlamadığı doğru mu?
  • Yaşama ilişkin inançlarımın kaynağı ne?
  • Başardığımı (ev,iş,özel yaşamımdaki en az bir alanda) nasıl başarıyorum?
  • Başaramayınca nasıl-neden başaramıyorum?
  • Mutluluk duygusunun kaynağı ne? O kaynağı kontrol etmek benim elimde mi?
  • Kendimin ve isteklerimin farkında mıyım?
  • Duygularımla baş etmem mümkün mü?
  • Yaşamım istediğim gibi mi?
  • Yaşamımda ya da kişiliğimde ne değişseydi mutlu olurdum?
  • Beynim mi beni yönetiyor? Ben mi onu yönetiyorum?
  • Yaşamımda beni engelleyen en önemli güç nedir?
  • Bugüne kadar isteklerimi gerçekleştirmemi sağlayan en önemli güç nedir?

Bu soruların yanıtlarını Psikosibernetik Gelişim Programında bulabilirsiniz.

PSİKOSİBERNETİK GELİŞİM PROGRAMI'NIN SİZE KATKILARI

  • Kendinizi ve değerlerinizi keşfedip onları amacınıza uygun kullanmayı öğreneceksiniz.
  • Yaşamınızda arzu ettiğiniz değişiklikleri yapmak ve sürdürmek için gereksinim duyduğunuz güce kavuşacaksınız
  • Kendinizi ve ilişkilerinizi iyileştirmek için, yeni bakış açıları geliştireceksiniz.
  • " BEN" olduğunuzda "O"nu anlamak, "O" olduğunuzda "Ben"i anlamak için; empatiyi sempatiden ayırt edebileceksiniz.
  • İç görü geliştirerek düşlerinizi gerçek hedeflere dönüştürüp onları gerçekleştirebilecek pozitif insan olmayı başaracaksınız.
  • Mutlu, başarılı, stresle baş edebilen ve iç huzuru yakalamış, bu değerleri amaçlarına uygun bir şekilde yaratıcılıkla kullanan BEN yaratacaksınız.
  • İdeal "BEN"inize ulaşmayı başarabilecek , sınırsızlığınızı keşfedeceksiniz.

PSİKOSİBERNETİK GELİŞİM PROGRAMI'NIN İÇERİĞİ

KİŞİSEL GELİŞİM NEDİR?

  • Tanımı
  • Dünyada kişisel gelişim uygulamaları NLP, Silva, Psikofüzyon , Psikosibernetik v.b
  • Psikoloji bilimi tarihine kısa bir bakış

SİBERNETİK VE BİR BİLİM OLARAK PSİKOLOJİYE KATKISI

  • Bir bilim olarak Sibernetik
  • Psikosibernetik ve Dr. Maxwell Maltz

"SERVO MEKANİZMA" SİSTEMLER NASIL ÇALIŞIR?

  • Psikosibernetik ilkeler
  • Beyin ve sinir sisteminin bir 'servo mekanizma' olarak çalışması.
  • Nasıl öğreniyoruz?
  • Nasıl başarıyoruz?

BENLİK DEĞERİ

  • Tanımı
  • Görsel , işitsel ve duygusal algı yanılsamaları (Gestalt) "Harita arazinin kendisi değildir."
  • İçsel haritalarınızı ve şemalarınızı başarınızı sağlayacak şekilde değiştirme
    (Hedefe odaklanma)

BENLİK DEĞERİNİ DEĞİŞTİRMEDE FARKINDALIK

  • Etki (gerçek) Nötr
  • Tepki (Yorum) pozitif veya negatif
  • Benlik değerinin (kendinize biçtiğiniz değer) yaşam kalitenizde ve başarılarınızda yeri
  • Benlik değerlerini bulma ve hedeflere uygun olarak değiştirme
  • Temel inançlar sistemi
  • Varoluş boyutları
YÖNLENDİRİLMİŞ İMGELEME
  • Tanım,uygulama
  • Meditasyon
  • Beyin imgelerle (sembollerle) nasıl çalışır?
  • Beyin dalgalarının ve Bilincin öğrenme , başarı ve yaratıcılıkta kullanılması.
  • Yönlendirilmiş imgeleme yöntemiyle hedefe odaklı amaç ve imge yerleştirme
  • Kuantum düşünce

YÖNLENDİRİLMİŞ İMGELEME TEKNİĞİNİ BENLİK DEĞERLERİNİ DEĞİŞTİRMEDE KULLANMA

  • Model alma
  • Canlandırma
  • Tetikleme, yerleştirme
  • Yeniden çerçeveleme ( rotayı çevirme)
  • Uygulamalar
PSİKOSİBERNETİK GELİŞİM PROGRAMINI BÜTÜNLEME
  • Etkin iletişim
  • Etkili içsel iletişim kurma(İç sesi düzenleme)
  • Model almada beden dilini kullanma
  • Beden dilini kullanarak 'alıcı' nın hızını yakalama

DOĞU VE BATI FELSEFELERİ İLE PSİKOSİBERNETİK GELİŞİM PROGRAMINI BÜTÜNLEME

  • Transpersonel Psikoloji
  • Pozitif Psikoloji
  • Zihin & Beden terapileri
  • Yoga, Pranayama
  • Enerji Psikoterapisi

Başa Dön...

ENERJİ PSİKOTERAPİSİ

Türkiye'de daha çok EFT(Duygusal Özgürlük Teknikleri) adı altında bilinen Enerji Psikoterapisi Batı dünyasında 70'li yıllara uzanan çok yeni bir geçmişe sahiptir; ama Doğu biliminde köklerinin uzandığı geçmiş çok eskilere, Çin'de 3000 yıl öncesine kadar uzanmaktadır.

Tüm yaşantısal deneyimler zihnimiz ve bedenimiz üzerinde izler bırakır. Psikolojide kullanılan terapi yöntemleri bu izlerin olumsuz olması ve kişinin yaşamına ket vurması durumunda çözüm oluşturmaya yöneliktir. Çoğu kez bu süreç oldukça uzundur ve kişi sorunları konusunda farkındalık kazansa bile izlerin silinmesi yıllar sürebilir. Enerji Psikoterapisi bu süreci oldukça kısaltır ve bir Zihin-Beden terapisi olduğu içinde yalnızca zihnin semptomlarını değil, bedenin semptomlarını da kullanarak ( Bulantı, ağrı, çarpıntı gibi) bu izleri siler. Bir kez öğrenildiğinde başka sorunlara da uygulanabilen yöntemlere sahip olması Enerji Psikoterapisinin kullanım alanlarının yaygınlığını ve etkinliğini arttırmaktadır.

Beynin yapısı, zihnin işleyiş biçimi, Zihin-Beden bütünlüğü konusunda bilimin sahip olduğu veriler her geçen gün artıyor. Yine de bugün bilimsel olarak uzmanlar Enerji Psikoterapisinin insan zihni ve bedeni içinde tam olarak nasıl işlediğini gözlemleyebilmekten uzaktır. Bugün sahip olunan teknoloji ile düşüncenin ortaya çıktığı anda bedende oluşan elektriksel ve kimyasal işleyiş gözlemlenmekte, ama hala soyut bir kavram olan düşüncenin nasıl ve nereden ortaya çıktığı gözlemlenememektedir.

Enerji Psikoterapisi, kavram olarak düşünce enerjisinin (düşüncenin elektro - kimyasal, elektro - manyetik ve biyo - manyetik yapısını içeren bir biçimde) bedenin enerji sistemini sinirsel, moleküler ve atomik düzeyde etkileyebilmesi üzerine çalışır.Bu bağlamda Enerji Psikoterapisi Doğu Tıbbında yüzyıllardır bilinen Akupunktur noktalarını kullanarak, duygusal rahatsızlık üzerine düşünceyi yoğunlaştırarak, iyileşme sürecine ket vuran bilinçaltı engelleri düşünce enerjisi yoluyla ortadan kaldırarak oldukça hızlı bir iyileşme ya da gereksinim duyulan performansı sağlar.

Enerji Psikoterapisi uygulanan kişiler yıllarca onlarda iz bırakan negatif duygu ve düşüncelerden bu kadar hızlı kurtulmalarını çok şaşırtıcı bulmaktadır. Bu yüzden nasıl işlediği bilimsel olarak açıklanamasa da, Enerji Psikoterapisinin kullanılma nedeni, bireylerin bu teknikten hızlı ve kalıcı bir biçimde yarar sağladığı uzmanlarca gözlendiği içindir.

Bu teknikler tedavi ve terapi amacıyla kullanıldığında kesinlikle tedavi veya terapi yetkisi olan insanlar tarafından kullanılmalıdır. Ama kendinize uygulamak ya da başkalarına öğretmek için eğitim alabilirsiniz.

ENERJİ PSİKOTERAPİSİ TARİHİ

Dünyada bir çok kültürde özellikle Doğu kültürlerinde insan bedeninde varolduğu kabul edilen enerjinin tarihi milattan önceki yıllara dek uzanır. Bu enerji farklı kültürlerde farklı isimler altında bilinir (Prana, Chi ,Ki,Baraka v.b). Bedende enerji MERİDYEN olarak bilinen kanallar aracılığı ile iletilir. Bedende toplam 14 meridyen vardır ve her meridyen biri bedenin dış yüzeyine , diğeri daha derinde organlardan geçen iç yüzeyine, iki kanaldan olmak üzere enerji taşır. Bedenin dış yüzeyine yakın olanlar Enerji Psikoterapistlerinin çalıştığı kanallardır. Akupunktur noktaları bedendeki meridyenler üzerinde bulunmakta ve bu noktaların hastalıkları tedavi etmek amacıyla M.Ö 3500 yılından beri kullanıldığı bilinmektedir.Günümüzde Akupunktur birçok ülkede bilimsel etkinliği kanıtlanmış bir tedavi tekniği olarak kabul görmüştür. Buna karşın Akupunktur noktalarının Psikolojide kullanımı çok daha yenidir.

1960 yılına uzanan Enerji Psikoterapisinin tarihinde ilk önemli isimlerden biri Dr. George Goodheart 'dır. Dr. Goodheart kas gücü (Kinesyoloji) ile meridyenler arasında ki bağlantıyı bularak fiziksel sağlık ve meridyenler arası ilişkinin test edilebildiğini gösterdi. Psikiyatrist Dr.John Diamond bu kas testini hangi meridyenin, hangi duygusal soruna yol açtığını belirlemek için kullandı ve bu yöntemle farklı meridyenlerin farklı fiziksel sorunlara yol açtığı gibi farklı duygusal sorunlara da yol açtığını keşfetti. Dr. Diamond'ın öğrencisi olan Psikolog Roger Callahan bir gün su fobisi olan bir danışanı ile çalışırken danışanının sudan iğrendiğini söylemesi üzerine mide meridyeni üzerinde olan göz altında ki noktayı uyardı , bunun sonucunda danışanı su fobisinden kurtuldu.Bir ilk olan bu başarının ardından kullandığı teknikleri önce "Callahan Teknikleri" adı altında toplayan Callahan, daha sonra geliştirdiği bu tekniklere "Düşünce Alanları Terapisi" (TFT Thought Field Therapy) adını verdi.
Artık Batı dünyasıyla yavaş yavaş tanışan Enerji Psikoterapisi hız kazanmaya başlamıştı. Callahan sorunla ilgili Meridyenlerin başlangıç ve sonlanım noktalarının parmaklarla hafifçe vurularak uyarılmasıyla duygusal sorunun birey için rahatsız edici olmaktan çıktığını gözlemledi. Callahan' ın tekniği öğrettiği kişilerden biri olan Gary Craig doktor ya da psikolog olmayıp bir mühendis olmasına karşın bu alanda kullanılan teknikleri sadeleştirip yeniden yapılandırarak "Kullanıcı Dostu" sloganıyla daha geniş kitlelere ulaştırdı. EFT "Duygusal Özgürlük Teknikleri" olarak bilinen bu teknik ülkemizde de yaygın olarak bilinen bir Enerji Psikoterapisi tekniğidir.

ENERJİ PSİKOTERAPİSİNİN KULLANIM ALANLARI

Korkular : Performans korkusu, sahne korkusu, başarısızlık korkusu v.b durumlarda ,
Tüm Fobilerde:
Uçak ,hayvan ,kapalı yer korkusu gibi,
Stres ve kaygı yaratan durumlarda:
Sınav kaygısı , iş stresi , panik atak gibi
Kızgınlık ,öfke ,sinirlilik hallerinde,
Bazı alerji türlerinde,
Psikolojik travmalar ,kayıplar ve yas durumunda,
Umutsuzluk , karamsarlık, çaresizlik, hayal kırıklığı , suçluluk , utanç, bıkkınlık gibi negatif duygular performansı etkilediğinde ,
Cinsellikle ilgili sorunlarda, (vajinusmus, empotens , cinsellikle ilgili korku ve kaygılar gibi)
Bazı bağımlılık türlerinde,
(sigara ,yeme bozuklukları v.b)
Kronik yorgunluk ve ağrılarda,

Tüm bu sorunlarda bu tekniği kullanabildiğiniz gibi eğer sporcu, iş adamı, yönetici, sanatçı, öğrenci ya da yoğun performans gerektiren bir işte çalışan biri iseniz, tekniği kişisel performansınızı artırmak amacı ile de kullanabilirsiniz.

ENERJİ PSİKOTERAPİSİ HAKKINDA BİLMENİZ GEREKEN 10 ŞEY

  • Her türlü duygusal sorunda etkilidir.
  • Performansla ilgili her tür sorunda etkilidir
  • Kendi kendize uygulayabileceğiniz bir tekniktir.
  • Tekniği öğrendikten sonra uygulama için gereksinim duyduğunuz süre çok kısadır.
    (15 saniyeden 15 dakikaya kadar)
  • Araç gerektirmez ve her yerde uygulanabilir.
  • Sizi rahatsız eden olayı açıklamanız ya da nedenini bilmeniz gerekmez.
  • Çocuklara ve bebeklere uygulanabilir.
  • Eğer tekniği doğru öğrenir ve kullanırsanız etkili sonuç alacağınızdan emin olabilirsiniz.
  • Bu teknik bir mucize değildir ama siz onu kullanarak kendi mucizenizi yaratabilirsiniz.
  • Kendi kendinize uyguladığınızda hiçbir yan etkisi ve zararı yoktur.

ENERJİ PSİKOTERAPİSİ UYGULAMA ÖRNEKLERİ

VAKA ÖRNEĞİ – 1

Sunulan örnekte, danışan bir finans danışmanı ve bu onun ilk psikoterapi seansı. Uykusuzluk, endişe ve kaygı ile ilgili yakınmalarından dolayı ilaç kullanıyor ama şikayetleri devam ediyor. Terapi için başvuru nedeni, hem bu semptomlardan kurtulmak hem de ilaç almadan yaşamı devam ettirebilmek. Aşağıda ilk seansında ona sunulan açıklamayı okuyarak bedenimizde ki kimyanın ruh sağlığımızı nasıl etkilediğini anlayabilirsiniz.

Terapist: "Enerji Psikoterapisi hakkında açıklama ister misiniz?"
Danışan: "Evet, doğrusu biraz garip geldi."
Terapist: " Belki önce ilaç konusunda konuşmalıyız. İlaca bağımlı olmak istemediğinizi söylediniz; ama anladığım kadarıyla ilaçlar bir şekilde sizi rahatlatıyor. Rahatlatıyor, çünkü bedenimizde bir kilit gibi davranan reseptörler var. Bunlar bir anahtar gibi olan ilaçlar için yer oluşturuyorlar. İkisi birbirinin içine girdiğinde - anahtar uygun kilide girdiğinde - bir çeşit rahatlama hissediyoruz. Bedende 200-300 farklı reseptör var. Bu reseptörler aldığımız farklı kimyasallar için (Asprin, alkol yada morfin vb.) bağlantı oluşturuyorlar. Peki, acaba neden bu reseptörler var? Nöroloji uzmanlarına göre, bu reseptörler, bedenin ürettiği kimyasalları almak için yaratılmışlardı; ama, bir nedenle dışarıdan gelen yapay kimyasallar için kullanılmaya başlandılar. Mesela morfin, bedendeki doğal morfinin adını biliyor musunuz?
Danışan: "Hayır"
Terapist: " Endomorfin ya da endorfin diye bir şey duydunuz mu?"
Danışan: "Evet, çok koştuğumuzda ortaya çıkan şey. Yani şimdi siz bedenin kendi morfinini, esrarını ve alkolünü oluşturduğunu mu söylüyorsunuz?"
Terapist: "Çok genel bir söylemle öyle. Reseptörler dışardan aldıklarını kabul ettikleri bedenin ürettiklerini ya da üretebildiklerini de kabul ederler."
Danışan: "Evet, bu akla yatkın geliyor."
Terapist: "Daha önce bu reseptörlerin yalnızca beyinde olduğu düşünülüyordu; ama şimdi bilim adamları bu reseptörlerin başka organlarda , kaslarda ve eklemlerde de olduğunu keşfetti. Bu reseptörlerin, yani kilitlerin içini dolduran şeylere "Peptid" ya da "Nöropeptid" diyoruz. Bedenin içinde her hangi bir yere gidebiliyorlar ve o noktada iyilik, rahatlık duygusu yaratarak bunu tüm bedene yayabiliyorlar. Bu zihin - beden kavramına yeni bir boyut kazandırıyor öyle değil mi?
Danışan: " Evet, bende ilaçla , bunu yalnızca beynimde değil tüm vücudumda hissediyorum. Ama şimdi neden kendi kimyasallarımı üretemediğimi merak edemiyor./
Terapist: "Bu iyi bir soru. Bu konuda sizi ilgilendirebilecek ve açıklayıcı olabilecek bazı araştırmalardan bahsetmek isterim. Georgetown Üniversitesi'nde bir nörobilimci olan Candace Pert'ün bir çalışmasını anlatmak isterim. Pert, opiate(afyon ilacı)reseptörünün bulunmasında çalışmış uzmanlardan biridir. Pert, "Nöropeptitlerin bedende yoğun olarak" bulundukları yerleri araştırmıştı. Bir gün bir konferansı sırasında ellerini bu bölgelere koyarak bu noktaları gösteriyormuş alnına, boğazına,göğsüne vb.) Dinleyicilerden bir kadın ona şöyle demiş "Siz çakraların olduğu noktaları gösteriyorsunuz." Pert der ki " Başlangıçta bu beni korkuttu." Çünkü çakralar bana göre bilimsel olmayan, mistik bir konuya aitlerdi ve benim deneysel araştırmalarımın bilimsel bulgularımın bununla bir ilgisi olmazdı. Yine de doğal olarak Pert araştırma bulgularının bir enerji sistemi olarak bilimsel açıklaması olup olmadığını merak etti. Şimdi kısaca söylemek gerekirse, bedenin belirli bölgelerindeki "Nöropeptid" yığılmalarının hücresel ve moleküler yapıları ile çakra sistemi arasındaki bağlantı konusunda çalışıyor.
Danışan: "Öyleyse çakraları kullanmak bir şekilde bedenin üretimini durdurduğu kimyasalları yeniden harekete geçiriyor."
Terapist: Evet, bu doğru olabilir. Enerji Psikoterapisinde meridyenler tıpkı çakralar gibi enerji sistemleridir. Belki bu yolla biz danışanlarımıza kendi doğal nöropeptidlerini uyarmayı öğretiyoruz. Tam olarak bilmiyorum. Kesinlikle ilginç bir bağlantı olduğu ortada. Her halükarda enerji sistemi çalışıyor. Enerji Psikoterapisini kullanıyoruz, çünkü danışanlar bizler tam olarak nasıl çalıştığını açıklayabildiğimiz için değil ama işe yaradığı için yararlanıyor.

VAKA – 2

Genç bir kadın sırt ağrısı ve buna bağlı omuz ve boyun ağrılarından yakınarak geldi. Ağrıları iş ve özel yaşamını etkilediği için gelmişti. EFT ile tanışmıştı ve böyle bir çalışmaya yalnızca kendini daha iyi hissetmek için katılmıştı.Bu örnek süreçte neler olacağını açıklamak açısından yararlı olabilir.
Terapist: " Ağrınıza 1 ve 10 arası bir skala da derece vererek başlayalım."
Danışan: "Şu anda sırt ağrım 8, diğerleri 5 ve 6
Terapist: "Nasıl bir beklenti içindesiniz?"
Danışan: "Açık söylemek gerekirse fazla bir umudum yok. Sizi bir arkadaşım önerdi. Çünkü her hafta bir fizyoterapist ile çalışmama rağmen bir değişme olmadı. Arkadaşım bu enerji çalışmasının işe yarayacağını düşündüğünü söyledi. Bilmiyorum, bu konuda bir kitap okudum ve teknikleri de denedim ama çok garip geldi ve açıkçası bir değişiklikte hissetmedim."
Terapist: "Bir enerji dengelemesiyle başlamaya ne dersiniz?Kas testi ile kontrol etmek yerine, kalbinizin yakınındaki hassas noktayı ovarken şu cümleyi 3 kere tekrar edin: "Tüm sorunlarıma ve sınırlamalarıma rağmen kendimi tümüyle ve içtenlikle, derinden kabul ediyor ve onaylıyorum." Ve şimdi şu cümle ile "Bu ağrıya rağmen kendimi tümüyle içtenlikle derinden kabul ediyor ve onaylıyorum." (Terapist kendi üstünde gösterir.) tamam. Şimdi burnunuzun altına vurarak şunu söyleyin: "Bu ağrıdan kurtulamasam bile kendimi tümüyle içtenlikle derinden kabul ediyor ve onaylıyorum." Şimdi dudaklarımızın altındaki noktaya vurarak şunu söyleyelim:" Daha iyi hissetmeyi hak etmesem bile kendimi tümüyle içtenlikle derinden kabul ediyor ve onaylıyorum. Bu çok iyi bunlar size iyi geldi mi?
Danışan: "Evet, hafif bir değişiklik hissettim; ama, bu kitapta yaptığımda olmamıştı."
Terapist: "Peki şimdi farklı noktalara vuruşlarla başlayalım. Kaş noktası ile başlayalım ve ne olduğuna dikkat edin.Tamam iyi şimdi göz kenarı, şimdi göz altı, şimdi köprücük, kol altı çok iyi. Vuruşlar süresince bir değişiklik olup olmadığına dikkat edin. Şimdi baş parmağınız, işaret parmağı duygularınıza dikkat edin, orta parmak, karate noktası; elinizin üstü gamut noktası O noktaya vururken ne hissettiğinize dikkat edin."
Danışan: "Üzgün hissediyorum. Annemle babamın ölümünü düşünüyorum. İkisini de bir tornado fırtınasında kaybettim. Acaba ağrılarım o zaman mı başlamıştı diye düşünüyorum. Aniden kendimi çok üzgün hissetmeye başladım."
Terapist: "Bu çok acı bir anı. Ağlamanız çok normal. (Danışan dakikalar boyunca ağlar.) Elinizin üzerine vurmaya devam edin çok iyi.
Danışan: "İnanamıyorum.Bu duygumun orda olduğunu bilmiyordum.Vurdukça kendimi daha iyi hissediyorum inanılmaz. Sanki üzüntüm gidiyor gibi, şimdi gitti hatta, inanılmaz.
Terapist: "O nokta yas ve üzüntü için çok yararlı bir noktadır. Bu arada ağrınız nasıl?"
Danışan: "Biraz daha az. Garip şu anda kendimi ayıplıyorum.İyi bir çocuk değildim, öldüklerinde yanlarında olamadım diye.
Terapist: "Tekrar işaret parmağınıza vurmaya başlayabilir misiniz? O nokta geçmişte yaşadığınız ve bırakmaya hazır olduğunuz ama kendi kendinizi affetmeye ikna edemediğiniz olaylar konusunda kendinizi affetmenize yardımcı olur. Vururken şöyle söyleyin. "Kendimi affediyorum. Çünkü onların ölümünden ben sorumlu değilim."
Danışan: "Peki, ama bunu demek çok zor geliyor. Garip çünkü bilinçli zihnimle sorumlu olmadığımı biliyorum ve bu konuda yapacak bir şeyim olmadığı halde kendimi sorumlu hissediyorum. Bu olayın olacağını bilmiyordum. Onlara yakın bir yerde bile yaşamıyordum. Bakmam gereken bir ailem ve her gün gitmem gereken bir işim var. Niye kendimi bu kadar sorumlu hissediyorum...
Terapist: Bunun yanıtını bilmiyorum. Tekrar işaret parmağınıza vurmayı deneyin. Bu suçluluk ve utanç duygusundan kurtulursanız bu yanıtı bulabileceksiniz.
Danışan: Evet ama bu cümle bana doğru gelmiyor, inanmıyorum.
Terapist: Yalnızca enerji hakkında konuşuyoruz. Sizi doğruluğuna inanmadığınız bir şeye ikna etmeye çalışmıyorum. Doğru zaman geldiğinde kendinizi affedeceksiniz. Ben sizin yerinize kendi elime vururken cümleyi söylesem, siz kendi elinize vururken dinleseniz olur mu?
Danışan: Bir süre (Terapist söylerken dinler) sanki doğru olabilirmiş gibi geliyor. Sanırım şimdi kendim söyleyebilirim. (Bir süre vuruşlara ve cümleye devam eder.)İnanılmaz! Şimdi kendimi daha iyi hissediyorum ve ağrımı o kadar çok hissetmiyorum.
Terapist: Şimdi belki size garip gelecek ama bir şey söyleyeceğim. Anne babanız öldüğü için onlara bir kızgınlık olup olmadığını görmek ister misiniz?
Danışan: Bu gerçekten garip. Onlara nasıl kızgın olabilirim. Onlar fırtına kurbanıydılar. Doğanın insanlara yaptığı bir şeydi.
Terapist: "Garip geldiğini kabul ediyorum. Unutmayın ki biz enerjiden, bilinçaltından ve rasyonel olmayan şeylerden bahsediyoruz. Bunu söylüyorum; çünkü bir çok danışanım bana terapi sırasında bilinçli olarak fark etmedikleri kızgınlık, öfke duyguları yüzünden takılıp kaldıklarını söylerler."
Danışan: "Peki, yapalım. En azından bir zarar vermez öyle değil mi?"
Terapist: "Hayır zarar vermez. Deneyimlerime göre ya yararlı olur ya da hiçbir değişiklik olmaz. Evet şimdi hazırsanız, küçük parmağınıza vururken, onları affetmeye ihtiyacınız olup olmadığınızı düşünün."
Danışan: "Annem, anneme bir şey söylemeye ihtiyacım var."
Terapist: " Tamam o zaman vururken şöyle deyin. Anne, seni affediyorum. Çünkü, senin ölümünün beni nasıl üzeceğini bilemezdin.
Danışan: (Vurmaya ve ağlamaya devam eder.)Bu çok zordu ama daha iyi hissediyorum. Şimdi sanırım babam için vurmalıyım. Öyle değil mi?
Terapist: "Evet vurun ve babanıza da onu affettiğinizi söyleyin."

Terapi bu şekilde 30 dk. daha devam etti. Danışan fırtınadan önceki bazı olayları anımsadı ve onlar içinde affetme vuruşları yaptı. Sonra BSFF uygulandı. Üzüntüm beni çok uzun süre incitti.(Ağrıttı -Pained) cümlesi ile bitirdi. Skala sunulduğunda "0" dedi. Eğilip bükülerek ağrısını kontrol etti, hiçbir ağrı hissetmedi. İki hafta sonra aradığında ağrı geri gelmemişti. Yaşamında acılarla baş etmek için ağrıyı nasıl kullandığı konusunda içgörü kazandı. İki ay sonraki kontrolünde hala kendini çok iyi hissettiğini söyledi.

VAKA ÖRNEĞİ alıntısı Energy Psychology and EMDR(2003) ( John G. Hartung and Michael D. Galvin) kitabından Gülgün Sharafat tarafından çevrilip aktarılmıştır.

Başa Dön...

STRESLE BAŞETME VE İNTERAKTİF STRES YÖNETİMİ

Stres, sizin değişmenizi gerektiren durumlar karşısında veremediğiniz tepkinin , yaratamadığınız değişim sürecinin , içinizde tıkanıp kalmasıdır. Bedeninizin ve zihninizin bu tıkanıp kalma sonucunda deneyimledikleridir.

Bazı insanlar durumla baş edebildikleri zaman, kendilerini daha az stresli hissederler, baş edemedikleri zaman daha stresli hissederler. Fakat stres yine de negatif bir deneyimdir. Herkesin stres yaratan bir duruma gösterdiği tepkiler farklı olabilir. Bu kişinin o durumla baş etmesi becerisine bağlı olabilir ve bu kişiden kişiye değişir. Stres yaratan bir duruma verilen bir tepki içten gelir ve o durumla ilgili kişinin ne düşündüğü ile ilgilidir. Oysa çoğu insan stresin dış sebeplerden dolayı olduğunu sanır.Örneğin, çatışma yaşanan iş arkadaşları, anlamayan eşler, iş yaşamındaki değişiklikler gibi.

Stres sırasında farkında olunan fiziksel tepkiler:
Kalp atışlarının hızlanması, ellerin ve ayakların soğuması, kesik ve hızlı soluklar, ellerin titremesi, iskelet kaslarının kasılması, tuvalete gitme ihtiyacı gibi bazı fiziksel tepkiler fark edebildiğimiz tepkilerdendir.

Stres sırasında farkında olunmayan fiziksel tepkiler:
Gözbebeğinin genişlemesi, kortizon ve kolesterol artışı, tiroit artışı, seks hormonlarında azalma, sindirim sisteminin yavaşlaması, kan şekerinde artış, oksijen tüketiminde artış, kanın kalınlaşması, terleme, tüylerin kabarması gibi tepkiler fark etmediğimiz ama bedenin yoğun yaşadığı tepkilerdir.

Belli bir stres düzeyi pozitif etki yaratır.

Stres bir uyarılma yaratarak performansın artmasını ve tüm sistemin zihin, beden ve duygu düzeyinde harekete geçmesini sağlar.

Yoğun stres düzeyi olumsuz etki yaratır.
Normal düzeyin üzerindeki bir stres, önce fiziksel sağlığımızı etkiler. "American Institute of Health" derneğinin araştırmalarına göre birçok hastalık %90 stres kaynaklıdır. Olaylara verdiğimiz tepkiler stres düzeyini belirler. Bu stres düzeyi aile, çevre ve iş performansının düşmesine yol açar.


Stres & Performans - Ters Orantılı etki

Stres ve performans arasındaki ilişki bugün stres yönetiminde bilinen en önemli ilişki biçimindedir. Bu ilişki aşağıda gösterilmiştir.

Stres sırasında stres yaratan duruma karşı değişme aşamaları yaşanır. Kişinin beklentilerini karşılamayan herhangi bir uyarıcı anlık dengelerin bozulmasına yol açar. Mekanizma kendini tekrar dengeye döndürmeye çalışır. Bu sırada dengesizliği yadsıyarak var olan durumu yeni bir problem çıkıncaya kadar sürdürür. Ya da bu sırada yoğun negatif duygular yaşanır. Değişim reddedilebilir. Yaşanan huzursuzluk kişinin değişme kararı almasına yol açabilir. Kişi durumla yüzleşerek değişimi yönetip tekrar denge durumuna dönebilir ya da var olan dengesizlik durumuna uyum sağlayarak depresyon gibi olumsuz deneyimler yaşayabilir.

Stresi yönetmek için temelde stres yaşanan olaya temel 3 tutum olmalıdır:

1. Hareket odaklı olmak: Durumu değiştirmek için kişinin gücü ya da kaynağı olduğunda kullanılır. Durumu harekete geçerek kontrol edebilmek demektir. Müdahale yöntemlerini çeşitlendirmektir.
2. Duygu odaklı olmak: Kişinin gücü yoksa, durumu farklı yönden algılamaya çalışır. Eğer durumu değiştiremiyorsanız o duruma karşı bakış açınızı değiştirmek demektir.
3. Kabul odaklı olmak: O durumu değiştirmek için yapılabilecek hiç bir şey yoksa o durumu kabul etmektir. O durumda yaşayabilmek, var olabilmek önemlidir.

İşte tüm bu bilgiler ışığında, yaşadığımız dünyanın değişen biçimine ayak uydurmak , fiziksel ve ruhsal sağlığımızı bu değişen dünyaya ayak uydurarak en iyi biçimde yönetmek yaşamdan aldığımız hazzı artırdığı gibi, iş ve özel hayatımızda göstereceğimiz performansı belirler.Stresi tanımak ve yönetmek sürecinde kendi kendimize geliştirdiğimiz yöntemler çoğu kez yıllara yayılan bir deneme-yanılma sürecidir,bu kursun amacı da bu süreci kısaltarak stresinizi en etkili biçimde yönetmenizi sağlamaktır.


İÇERİK :

  • Stres yaşantısının tanımlanması
  • Stres yönetimi / Değişim yönetimi
  • Stresin türleri
  • Stresin fizyolojik boyutları
  • Stresin zihinsel boyutları
  • Strese yol açan faktörler
  • Stresi yönetme yolları
    a) Bilişsel Teknikler
    b) Zihin-beden teknikleri(Gevşeme-yaratıcı imgeleme vb.)

İnteraktif Stres Yönetimi

Bu eğitimde, stres yönetiminde etkili olan bir bilgisayar programı kullanılır. Bu program, günlük yaşantıda (kişisel ve profesyonel yaşamda) stres yaşantısını yönetmek için, yeni teknoloji ile geliştirilmiş interaktif bir bilgisayar programıdır. Bu programla, kişi stresli bir durum karşısında, aktif olarak duygularını yönetebilme becerisi geliştirir ve stresini kontrol edebilmeyi öğrenir.

Kişi programı kullanırken, kalp atış ritmini uyumlu hale getirmeyi farklı tekniklerle öğrenerek, zihin-beden dengesini sağlar. Üst düzeyde yaratıcılık, karar verme, problem çözme ve kriz yönetme becerilerini kazanır.

Başa Dön...

SİBERNETİK YÖNETİM

Yaşanılan modern çağda , çağın gerektirdiği uyumu sağlamak ve bu uyum için gerekli değişimi yaratmak yolunda deneyimlenenler bu süreçte bireyin kendisini anlamasının ve yönetmesinin önemini vurguluyor. Gereksinim duyulan şey bireyin kendisini bu kriz döneminde ya da bu uyum sürecinde yönetmesidir.İşte SİBERNETİK YÖNETİM kavramı böylesi bir gereksinim sonucu ortaya çıkmıştır. Sibernetik önetim çalışmasının amacı , profesyonel iş ya da özel yaşamında kendini ve sorunu yönetmenin önemini bireyin kavramasını sağlamaktır. Süreçte, birey öz kaynaklarını bulup kendini yönetme, kendi kimliğine uygun strateji oluşturma , çözüm odaklı düşünme tekniklerini kullanarak motivasyon yaratma yoluyla hedeflenen başarı sürecine en kısa zamanda ulaşır.

Başa Dön...

LİDER EBEVEYN TUTUMLARI

Ana-babalarla birlikte workshop olarak düzenlenen bu grup çalışması uygun katılım sayısına ulaşınca (10-15 kişi) haftada 2 saatten, grup tarafından kararlaştırılan süre boyunca sürmektedir. Eğitim aşağıdaki konu başlıklarından oluşmaktadır:

1.SEMİNER
  • KONU;Çocuk Kimliğini Anlamak , Aile Olmak
İÇERİK ALT BAŞLIKLARI
  • Çocuk Kimliğini Tanımak
  • Çocuk Kimliğinde Dünyayı Görmek,
  • Aile Modelleri,
  • Anne Baba Tutumlarının Çocuk Kimliğine Etkisi

2.SEMİNER

  • KONU;Çocukla Etkin İletişim Kurmak
İÇERİK ALT BAŞLIKLARI
  • İletişim Nedir,
  • Çocukla Kurduğumuz İletişimin amacı,
  • Çocuk Bizimle Nasıl İletişim Kurar,
  • Etkili İletişim Nasıl Kurulur,
3.SEMİNER
  • KONU ;Farklı Gelişim Dönemlerinde ve Kriz Zamanlarında Çocuğu Yönetmek
İÇERİK ALT BAŞLIKLARI
  • Çocuğun Gelişim Dönemleri,
  • Zor Konuları Çocukla Konuşmak,
  • Cinsellik,
  • Boşanma,
  • Ölüm v.b
4.SEMİNER
  • KONU ;Lider Ebeveyn Tutumları Kullanarak Sorun Çözme
İÇERİK ALT BAŞLIKLARI
  • Çocukta Sorun Tanımlama,
  • Tuvalet Eğitimi,
  • Yemek Yemeyen Çocuk
  • Ağlayan Çocuk,
  • Yaramaz Çocuk,
  • Kardeş Kıskançlığı,
  • Okulda Başarısızlık,

Başa Dön...

SINIRLAR, TUTUMLAR VE ÇOCUKLAR

Eğer çocuklarımızda değiştirmek istediğimiz bir şey varsa, ilk önce durumu değerlendirmeli ve kendimizde değiştirebileceğimiz bir şey olup olmadığına bakmalıyız. Carl JUNG


Çocuklar, farklı gezegenden gelen uzaylılara benzerler. Dünyayı yetişkinlerden farklı algılar ve farklı ifade ederler. Onların dilini kullanmayı öğrenmediğimiz sürece onları yönlendirmek ve bu dünyayı öğretmek onlara zorlaşır.

Çocuklar sınırlara ihtiyaç duyarlar. Çünkü, devlerin ülkesinde kaybolmamak için nerede duracaklarını bilmek onlara güven verir. Ama, ebeveynler bir problem yaşadıklarında, bazen çok katı, bazen tutarsız veya yanlış sınır koyan tutumlar sergileyerek, bazen de gereğinden fazla açıklamalar yaparak problemleri çözmeye çalışırlar. Bu tür tutumlar çoğu kez etkisiz kalır veya çocuğun olumsuz davranışlarını pekiştirir.

Her istediğini yapıyoruz, ama onu bir türlü mutlu edemiyoruz.
İsteklerini sürekli ağlayarak ifade ediyor.
Yapmasını istediğim şeyleri bir türlü yaptıramıyorum, beni sürekli zorluyor.
Alışverişte istediğini almadığımızda ağlama krizine giriyor, susturamıyoruz.
Kızdığında, bize vurmasına engel olamıyoruz.

Bu ve bu gibi durumlarda bir ebeveyn olarak kilitlendiğinizi, öfkelendiğinizi ve çaresizlik yaşadığınızı düşünüyor musunuz?

İşte bu workshop programında, içinden çıkamadığınız sorulara yönelik drama yaparak farkındalık kazanacak, farklı beceriler edinip hayatınız geçirme fırsatı yakalayacaksınız.

PROGRAMIN AMACI

1. Ebeveynlerin çaresizlik hissettikleri durumlar karşısında kendilerini ya da çocuklarını suçlamadan başetmelerini sağlamak
2. Çocuk davranış ve tutumlarının altında yatan olası nedenlere yönelik anlayış kazandırmak
3. Çocuk dünyasını tanımak ve analiz edebilmek
4. Çocukların gelişim dönemleri özelliklerini bilmek, kişilik özelliklerinden ayırt edebilmek
5. Ebeveynlerin sınır koyma davranışlarını çocuğun gereksinimleirne göre belirlemek
6. Ebeveynlerin olumlu ya da olumsuz davranışa doğru müdahale yollarını öğrenmelerini sağlamak

PROGRAMIN İÇERİĞİ
EBEVEYNİN ÇOCUĞUN DAVRANIŞLARINI ANLAMLANDIRMA SÜRECİ
A. Ebeveyn olmak nedir?
B. Bir ebeveyn çocuğundan ne bekler?
C. Ebeveynler çocuğun yaptığı veya - davranışları neye göre değerlendirir? Nasıl anlamlandırır?
D. Ebeveynlerin olumsuz davranış karşısında gösterdiği hatalı tepkileri belirleme ve altında yatan duyguların farkına varma
E. Aileler çocuklarına neden sınır koymakta zorlanıyor?
F. Çocuklar neden sınırlara ihtiyaç duyarlar?

ÇOCUĞUN DÜNYASI
A. Bir çocuk ne ister? Davranışlarının altında ne tür ihtiyaçlar yatar?
B. Çocuk neden (-) davranışa ihtiyaç duyar?
C. Dönem özelliklerine göre ne tür problem davranışlar gözlemlenir?
D. İşbirliğini arttırma yolları

DAVRANIŞA MÜDAHALE TEKNİKLERİ
A. Kabul edilen ve edilmeyen davranış arasındaki ayırım
B. Sınırların, kuralların belirlenmesi
C. Davranışa müdahale teknikleri
D. Olumlu davranışı arttırma yolları

DRAMA YOLUYLA EVDE YAŞANAN SORUN ALANLARINI CANLANDIRMA

EĞİTMEN:
Mehlika DÜLGER


WORKSHOP BİLGİLERİ

Workshop Süresi: 6 hafta – her hafta 2 saat
Kimler katılabilir? : Bu workshop okul öncesi dönem ebeveynlerine yöneliktir.

Başa Dön...


 

 
 

Copyright © 2007, Pozitif Psikoloji | Webdesign : grafikent